Öykü
187 Sayfa
Epsilon Yayıncılık
2006
(24-25 Ağustos 2007)
Kitaptan Aldığım Notlar
Çalışma masasının sandalyesinde oturuyordu. Fotoğraftaki gibiydi. Yalnız bu kez siyahlar giymişti ve kucağında bir demet beyaz zambak vardı. Küçük ayaklarıysa çıplaktı. Onları üşümüşler gibi altına toplayıp eteğiyle örttü.
“Başına bir felakte gelmiş olmasından korkuyordum…” diye mırıldandım, ne dediğimi bilmeden.
“Henüz değil,” dedi. “Tam on iki saatim var. Bugün öğleden sonra dördü on geçe ölmüş olacağım… Bana biraz zaman kazandırdınız. (Sayfa 44)
Dört beş dersten sonra, daha önce hiç duymadığı biçimde kendi bedeninin ağırlığını duymaya başladı Hülya. Eklemlerinin kolaylıkla eğilip bükülüşünü izliyor, kalp atışlarının güçlü ama yumuşak ritmini dinleyerek kanın damarlara pompalanışını gözünde canlandırabiliyordu. Uzun kestane saçlarının parlaklığı, tırnaklarının pembeliği inanılmaz geliyordu ona. Varlığının kan, fosfor, kas ve inceli kalınlı damar ve aygıtlardan oluşmuş sistemli işleyişi, biçimli, incecik bedeninin gücü, hayranlıkla karışık bir hoşnutluk yaratıyordu içinde. İlk kez bu kadar somut bir biçimde farkına varıyordu güzel ve sağlıklı bir makine olduğunun. (Sayfa 108)